İlim ehli bu hususta ihtilaf etmiştir.

İmam Şafi’i den bu hususta iki kavil gelmiştir. İlkinde beklemez, ikinci kavlinde ise ‘beklemesinde bir beis yoktur’ demiştir.

Muzeni (r.a) bunu ondan aktardıktan sonra dedi ki ;

والأول عندي أولى بالصلاة

“İlk kavil (beklemez, namazını Allah’a halis kılar kavli) benim yanımda sahih olandır”

Bazıları ‘Evla bi’s-Sevab’ okumuştur, bazıları da ‘Evla bi’s-salat’ okumuşlardır. Bi’s-salat okursak, ‘Namazın hakkına riayet etmeye evla olandır’ şeklinde olur.

Muhtasar’ul-Muzeni 1.cilt syf 129

Bu iki kavli Kadı’da Ta’likat’ta Muzeni’den nakletmiştir.

et-Ta’likat, li’l-Kadi 2.cilt syf 1023

Hakeza bu hususta Ebu Hanife’den de iki kavil gelmiştir.

İlk kavlinde ‘kişi beklerse namazı fasit olur’ demişken, ikinci de ise bunu kerih görmüş, lakin iadeyi şart koşmamıştır. Ebu Ca’fer Tahavi ilk kavlin el-Hevarizmi müstesna başka bir yolla nakledilmediğini, sadece bu yolla nakledildiğini söylemiştir.

Hakeza Tahavi İmam Malik ve Evzai’den de kerahiyeti nakletmiştir.

Muzeni’nin ‘Şafi’i Bir beis görmezdi’ diye ikinci olarak nakledip, bana ondan böyle aktarıldı dediği kavli, Tahavi Huseyn el-Karabisi’nin İmam Şafii’den naklettiğini söylemiştir.

İhtilaf’ul-Ulema 1.cilt syf 249

Hakeza Şeyh’ul-Mezheb Ebu İshak ve bir çok Şafi’i şeyhi ibaheyi tercih etmiştir. Ahmed, İshak ve Ebu Sevr’den de böyle nakledilmiştir.

Behr’ul-Mezheb, li’r-Ruyani 2.cilt syf 256

Ebu Hanife bunu kerih sayarken, ameli şirk olmasından korktuğunu söylemiş, bu sebeble bunu kerih saymıştır. Lakin kendisinden sonra bazı hanefiler onun bu kavlinden bunun sahibini dinden çıkaran, kanı ve malı helal yapan şirk olduğuna vehmetmişlerdir ;

وقال أبو حنيفة من فعل ذلك فقد أشرك بين العمل لله وبين المخلوقين ولم يرد به الإشراك الذي هو الكفر كما وهم بعض أصحابه وأفتى بشركه وإباحة دمه وكيف يكون شركا به وقد استحبه كثير من الفقهاء

Ruyani (رحمه الله) dedi ki:

“Ebu Hanife dedi ki ; ‘Kim bunu yaparsa, o amelde Allah ile mahluku arasında şirk koşmuştur’ (Ruyani dedi ki) O (Ebu Hanife) küfür olan (sahibini dinden çıkaran) şirki kastetmemiştir. Onun (Ebu Hanife’nin) ashabından bazıları buna vehmetmiş, şirk olduğuna ve kanının helal olduğuna dair fetva vermişlerdir. Bu nasıl şirk olur ? Fukahadan bir çoğu bunu müstehap saymıştır”

Behr’ul-Mezheb, li’r-Ruyani 2.cilt syf 256

Benzeri kavilleri Maverdi’de (r.a) nakletmiş, lakin onun ibaresinde كما وهم بعض أصحابنا ‘Ashabımızdan (Şafiilerden) bir kısmı böyle vehmetti’ şeklinde gelmiştir. Allah’u a’lem baskı hatası olabilir.

Havi’l-Kebir 2.cilt syf 320-321

Allah en doğrusunu bilendir.

Burada ihtilaf hukukuna dair sana güzel bir örnek vardır kardeşim. Her şirk diye duyduğun şeyi bayraklaştırma, hele ki bununla fukahının tekfirine koşma. Fukahanın ekseri bir fetva verdiğinde, ona muhalefeten böyle şedid kavilleri gördüğünde, bu kavle uysan bile fukahanın küfrüne, riddetine gidersen, bunada ‘Rasuller Allah’a ibadet hususunda tevhide davet etti’ minvalindeki nasları karine yaparsan, bu seni cehalete götürür, içinden çıkılamaz yollara girersin.

‘Efendim tevhid ve şirkte de ihtilaf olmaz ki’ gibi süslü sözlerle kendini kandırma, bunlar senin kendini aldattığın süslü sözlerdir. Kimse tevhid ve şirkte hilafa düşmedi, ibadet ve keyfiyeti hususunda hilafa düştüler.

Eğer öyle olsaydı, buna vehmeden hanefilerin bunu müstehap sayan İmam Ahmed ve diğerlerinin de küfrüne hükmetmesi lazım gelirdi. Lakin onlar böyle bir yola sapmadı, ülema da bunların hata ettiğini ve vehme düştüğünü söylediler.

Bu sebeble sözünün nerelere gideceğini kestirmeden konuşma, farkında olmadan ümmeti Muhammed’i tekfir edersin de haberin olmaz!

Dolayısı ile kimse tevhid ve şirk hususunda hilafa düşmedi, hilaf ibadet ve şirkin keyfiyetinde oldu.

Şura’nın Babası Mes’ud