Bu risaleyi yazmamdaki sebeb, bazı kardeşlerden şunu gördüm. Kardeşin biri muasır bir ilim talebesini dinliyor ya da onun cemaatinde bulanan biri oluyor. Hocası tarihte zahirilerden İbn Hazm dışında kimsenin söylemediği bir söz olan ‘İlim ehlinin nezir hususundaki sözleri delilsizdir’ sözünü söylüyor, bu kardeş hocasının bu sözünü alıyor ve insanlara ‘kestiğinden ye!’ diyor.
Hatta şunu gördüm ; Şafi’i olan biri nezir ettiği hayvanı kesip kendisi bu etten yemediğinde bu kardeşte ona ‘Yemende sakınca yok, bu konuda delil yoktur!’ diyordu.
Bu tarz hareketlerden uzak durmanızı tavsiye ederim. İçinde bulunduğunuz cemaatin hocası bir fetva verdiğinde, onunla amel edip etmemek, size kalmıştır. Lakin oradan kalkıp ümmettin kahir ekseriyetinin verdiği fetvayı boş saymak, insanları kendi hocasının fetvasına zorlamak, doğru değildir. İhtilaf hukuku diye bir kavram vardır, lakin bu bizlere çokça uzaktır.
Senin hocan bugün bir şey söyler, yarın dönebilir. Ki, bu çokça olmaktadır. Nitekim bu tarz hocalar yıllardır verdikleri bir çok fetvadan farklı fetva veriyorlar. Lakin İmam Malik, İmam Şafi’i ve İmam Ahmed gibi alimler, kabirlerinden kalkıp fetvalarını değiştirmezler. Senin hocanın fitnesinden kendisi bile selamette değildir. Ümmet bu adamlardan razı olmuştur. Müslüman, onlara uymasa bile, haddini aşıp, onların verdiği fetvayı küçümsemez!
Bundan dolayı yazıya başlamadan, bu ahlakta kim varsa, ona bu ahlakı terketmesini tavsiye ederim. Nitekim okuyucular görecek ki, bu konuda hiç bir şey olmasa bile, sahabe kavli vardır. Açıkçası bunca alimin ve sahabenin verdiği fetvayı küçümseyen, insanlara ‘bu konuda delil yoktur, ye’ diyen, gelsin ona hocasının delilsiz verdiği onlarca fetvayı ve kendisinin de bu konuda delilsiz hocasına tabi olduğunu ispat edebiliriz.
Zaten bu hocasının bulduğu bir fetva değil, İbn Hazm’ın kavlinin tekrarıdır. Ya’ni kendisi her ne kadar bunu İbn Hazm’a nisbet etmeden bu konuda delil yoktur diyorsa da, aslında kendisi bu konuda İbn Hazm’a tabi olmuştur.
Şunu da düşünmekte fayda vardır ; Bu tarz cemaatlerin fertleri, yarın hocası nezr’den yenilmez derse, kabul etmiyecek mi ? Tabiki anında onu kabul edip, yemiyecektir!
O halde kendisine taklid caiz ise, başkasına niye caiz değildir ? Neden kendisi sanki bir delile tabi olmuş gibi davranmaktadır ?
Nezir edilen hayvanın etinin hükmüne gelince ;
İlim ehlinin geneli nezir gibi vacib olan hayvanın etlerinden yemenin caiz olmadığını söylemiştir.
لا يؤكل من جزاء الصيد والنذر ويؤكل مما سوى ذلك
İbn Ömer (رضي الله عنهما) dedi ki:
“Av cezası ve nezr’den yenilmez, bunun dışındaki (etlerden) yenilir”
Taberi, Cami’ul-Beyan 3.cilt syf 84
İmam Buhari’de bu rivayeti sahihinde muallak olarak nakletmiştir.
Sahih, el-Buhari 1719
Hakeza bu, Ata, Nehai, Hasen, Malik, Şafi’i, Ahmed, Ebu Sevr ve İshak’tan nakledilmiştir.
el-İşraf, ala mezahib’ul-ulema 3.cilt syf 345-346
لا يؤكل من البدنة التي هي نذر
İmam Şafi’i (رحمه الله) dedi ki:
“Nezir olan hayvanlardan yenilmez”
el-Umm 2.cilt syf 254
İmam Şafi’i akabinde,
“Bir kimse kendisine bir şeyi vacib kılmışsa, ondan bir şey alması olmaz, çünkü eğer ondan alırsa, o hepsini vermeyi vacib kılmıştı. Bu şekilde kendi üzerine vacib kıldığından, sadece bir kısmını vermiş olur ve sorumluluğunu yerine getirmemiş olur” demiştir.
İlim ehli kesilen hayvan eğer udhiye/kurban gibi sünnet olan hayvanlardansa, ondan yemesi caizdir, eğer kesilen nezir gibi vacib ise, ondan yemesi caiz değildir’ demişlerdir.
Beğavi, Şerh’us-Sunne 7.cilt syf 190
Bu hususta ilim ehlinin geneli, bu şekilde fetva vermiştir. İlim ehlinden azınlık bir taife buna cevaz vermiştir.
Allah en doğrusunu bilendir.
Şura’nın Babası Mes’ud