Günümüzde bazı insanlar zina yapan kimsenin ebedi ateşte kalacağını ve mu’min olmadığını söylüyorlar. Kendilerine ‘Zina eden kafir midir?’ diye sorunca, ‘Hayır biz onu söylemiyoruz’ biz ‘mu’min olmadığını ve ebedi ateşte kalacağını söylüyoruz’ diyorlar. Buna gerekçe olarakta, bazı nasları zikrediyorlar. Bu söz mısırlı bir takım kimselerden çıkıp, azeriler üzerinden kavmimizden bazı ahlaklı ve ilim taleb etmiş kimselere de bulaştı. Akabinde bir çok cahilin dilinde sakız olmuş ve müslümanları incitmeye başlamıştır. Aşağıda sert bir şekilde yazacaklarım umulur ki bu topluluktaki samimi kimselerin tevbe etmesine vesile olur.

Bu iddiaya -bu ameli işleyen ne kafirdir ne de mu’mindir- sonra değineceğiz.

Öncelikle bu konuda zikredilen ayet ve hadislere değinelim.

Bu kavmin ilk olarak zikrettiği ayet, Furkan suresinde geçen bir ayettir. Allah (سبحانه وتعالى) o ayette mu’minlerin vasıflarını anlatırken,

والذين لا يدعون مع الله الها اخر ولا يقتلون النفس التي حرم الله الا بالحق ولا يزنون ومن يفعل ذلك يلق اثاما يضاعف له العذاب يوم القيمة ويخلد فيه مهانا

“… Ve onlar (Rahman’ın kulları) ki, Allah ile beraber başka bir ilah’a dua etmezler, hak ile (olması) müstesna, Allah’ın haram kıldığı bir nefsi öldürmezler ve zina (da) etmezler. Kim bunu yaparsa, (ağır) bir azaba uğrar. Kıyamet günü onun için azab artırılır ve orada aşağılanmış olarak ebedi kalır”

Furkan 68-69

Bu kavim bu ayetten yola çıkarak kim zina edip tevbe etmezse, ateşte ebedi kalır diyorlar.

Bu iddiaya gelince, bu iddia doğruyu yansıtmamaktadır. Bu ayet mu’minleri vasfederken, müşrikleri anlatıyor. Ya’ni bu ayetin kendisinin de sarih olarak söylediği gibi, bu Allah’tan başka ilah olduğunu kabul eden Kureyş müşriklerini anlatıp, müşrik olana cennetin haram kılındığını söylemektedir.

Bunun deliline gelince ;

سألت ابن عباس عن قوله فجزاؤه جهنم قال لا توبة له وعن قوله لا يدعون مع الله إلها آخر قال كانت هذه في الجاهلية

Said bin Cubeyr (رحمه الله) dedi ki:

“İbn Abbas’a (Allah’ın) ‘(Kim bir mu’mini kasten öldürürse), onun cezası cehennemdir’ (Nisa 93) kavli hakkında sordum. İbn Abbas ‘Onun (mu’min öldüren) için (hadden) tevbe yoktur’ dedi. Ona ‘Allah ile beraber başka bir ilaha dua etmezler’ (Furkan 68) kavli hakkında (sordum). İbn Abbas ‘Bu cahiliyede idi’ dedi”

Sahih, el-Buhari 4764

Ya’ni bu ayet, zina etmek ve adam öldürmek gibi cürümlerin hükmünden filan bahsetmiyor, bu kavim bunu zorla ayete söyletmeye çalışıyorlar. Allah (سبحانه وتعالى) bizi de onlarıda hidayet etsin. Bu vahye ittiba değil, vahyi hevaya uydurmaktir.

Bu ayetin anlattığı ; Mu’minler şöyle şöyle şöyle yaparlar, şöyle şöyle şöyle yapmazlar. Müşrikler ise tam tersi. Eğer bu anlayış sahiplerinin anladığını anlatsaydı bu ayet, o zaman bu ayetin geçtiği pasajın başında ‘Rahman’ın kulları mütevazidir’ lafzının mefhumu muhalifi ile tevazu ile yürümeyen kimse ebedi ateştedir sonucu çıkar ki, işte bu hevaya uymak ve nasları saptırmaktır.

Bununla beraber ayette Rabbimiz adam öldürmekten de bahsetmiştir. Eğer ayet bunların söylediği üzere olsaydı, adam öldüren kimse de ebedi ateşte kalırdı. Halbuki Rabbimiz mu’minlerden iki taifenin savaşmasından bahsetmiştir. Bu durumda bu kimseler Allah’ın mu’min diye isimlendirdiğine, mu’min değildir demek sureti ile nassı yalanlamak durumunda kalacaklardır.

Nitekim İmam Buhari Kitab’ul-İman’da bu ayeti zikretmiş ve şöyle demiştir ;

فسماهم المؤمنين

“O (Allah) onları (birbiriyle kital eden Müslümanları) mu’min olarak isimlendirmiştir”

Sahih, el-Buhari 31

Bunların ikinci olarak zikrettikleri ayete gelince ;

الزاني لا ينكح إلا زانية أو مشركة والزانية لا ينكحها إلا زان أو مشرك وحرم ذلك على المؤمنين

Allah (سبحانه وتعالى) dedi ki:

“Zinakar adam, ancak zinakar bir kadın ya da müşrik bir kadın ile nikahlanır (cima eder). Zinakar kadın ile (de) ancak zinakar bir adam ya da müşrik bir adam nikahlanır (cima eder). (Çünkü) Bu (zina etmek), mu’minler üzerine haram kılınmıştır”

Nur 3

Bu adamlar bu ayet için diyorlar ki: Allah zinakar kadın ve zinakar erkek ile nikahı haram kılıp, devamında zinakar ile nikahın mu’minlere haram kılındığını haber vermiştir. Dolayısı ile zina eden kimse mu’min değildir.

Bu iddiaya gelince ; Öncelikle nikah Arap luğatında evlilik akdi anlamına geldiği gibi, cima anlamına da gelir. Nikahın sadece evlilik akdi anlamına geldiğini söylemek ise, doğru değildir.

فإن طلقها فلا تحل له من بعد حتى تنكح زوجا غيره

Allah (سبحانه وتعالى) dedi ki:

“Eğer (eşi) onu (kadınını) boşarsa, bunun ardından (kadını) ondan başka bir eş ile nikahlanmadıkça (evlenip cima yapmadıkça), ona helal olmaz”

Bakara 230

Kişi boşadığı eski karısını, ancak başka biriyle nikah akdi ve cima yaparak geri alabilir. Rifaa el-Kurazi hadisi de buna delildir.

جاءت امرأة رفاعة إلى رسول الله فقالت إن رفاعة طلقني فأبت طلاقي وإني تزوجت بعده عبد الرحمن بن الزبير وما معه إلا مثل هدبة الثوب فضحك رسول الله وقال لعلك تريدين أن ترجعي إلى رفاعة ؟ لا حتى يذوق عسيلتك وتذوقي عسيلته

Aişe (رضي الله عنها) dedi ki:

“Rıfaa el-Kurazi’nin kadını Allah Rasulü’ne geldi (ve) ‘Muhakkak ki Rifaa beni boşadı ve boşamamı kesinleştirdi (ya’ni üç talak ile boşadı). Ondan sonra AbdurRahman bin ez-Zubeyr ile evlendim ve (lakin) onunla beraber olan (zekeri), ancak elbisenin saçağı gibidir (ya’ni hiç cima yapmadık)’ dedi. Allah Rasulü güldü ve ‘Herhalde Rifaa’ya geri dönmek istiyorsun ? O (AbdurRahman) senin balını ve sen onun balını tatmadıkça olmaz’ dedi”

Nesai, el-Mucteba 3283

Dolayısı ile bu ayet nikah akdinden değil, cima yapmaktan bahsetmektedir.

Hakeza velev ki nikahtan bahsetseydi bile, yinede bu yaklaşım doğru olmazdı.

İmam Şafi’i bu ayetin tefsirinde ihtilaf olduğunu zikredip, kendisine en güzel gelenin, Sufyan’ın Yahya’dan, Yahya’nın da İbn’ul-Museyyib’den naklettiği ‘Bu ayet mensuhtur’ kavli olduğunu söylemiştir.

el-Umm 5.cilt syf 158

Bu rivayet maktu olması hesabı ile hüccet değildir. Lakin İbn’ul-Museyyib’in sözü, bu cahillere ittibadan daha evladır.

Hakeza mana nikah olsa bile, burada kastın zinakarın mu’min olmadığı değil, fahişe ile nikah yapılmaması olmasıdır. Bunun delili de Allah’ın Maide 5 ayetinde söylediği gibi ‘iffetli olmaları’ kaydıdır.

والمحصنات من المؤمنات والمحصنات من الذين أوتوا الكتاب من قبلكم إذا آتيتموهن أجورهن محصنين غير مسافحين ولا متخذي أخدان

Allah (سبحانه وتعالى) dedi ki:

“Mu’min kadınlardan iffetli olanlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli olanlar, ücretleri (olan mehirlerini) verdiğiniz takdirde, iffetli olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak (üzere size helal kılındı)”

Maide 5

Dolayısı ile bu topluluk gerçekten vahye ittiba etseydi, bu ayeti böyle saptırmazdı.

Üçüncü iddiaya gelince ;

لا يزني الزاني حين يزني وهو مؤمن

Allah Rasulü (عليه الصلاة والسلام) dedi ki:

“Zinakar, zina yaptığı esnada mu’min olduğu halde zina yapmaz”

Sahih, el-Buhari 2475

Bu adamlar diyorlar ki Allah Rasulü zina yapan kimseden mu’min isminin kalkacağını söylemiştir. Dolayısı ile zina eden kimse, mu’min değildir.

Bu iddiaya gelince ; Bu da batıldır. Bu iddia hadisin bir kısmına iman edip bir kısmını inkar etmektir. Eğer bu hadisle ihticac ediliyorsa, bu hadis zinakarın zina esnasında mu’min olmadığını söylüyor, mu’min isminin ondan kalkacağını değil. Bu, rivayetin metninden heva için bir kaydı hazfetmektir. Allah Rasulü ‘حين’ (esnada) lafzı ile bunun o esna için olduğunu belirtmiştir. Eğer bu kimseler gerçekten vahye ittiba etseydiler, Allah’ın Rasulü’nün sözü ile iktifa ederdiler, kalkıpta hadisin metninden eksiltme yapmazdılar.

Nitekim bu rivayetin manasını kesinlikle bizden daha iyi bilen, luğatta kendisiyle asla yarışamayacağımız ve bununla beraber rivayeti de bize nakleden İmam Buhari, bu rivayetin akabinde şöyle demiştir ;

وجدت بخط أبي جعفر قال أبو عبد الله تفسيره أن ينزع منه يريد الإيمان

Firebri (رحمه الله) dedi ki:

“Ebu Ca’fer’in (İbn Ebi Hatım’ın) hattıyla (el yazısıyla şöyle yazıldığını) gördüm, Ebu Abdullah (İmam Buhari İslamı değil) imanı kastederek ‘Bunun tefsiri (imanın) Ondan çıkmasıdır’ dedi”

فقال أبو جعفر فإذا زنى وسرق خرج من الإيمان إلى الإسلام ولا يخرج من الإسلام إلا الكفر بالله

İshak bin Rahaveyh (رحمه الله) dedi ki:

“Ebu Ca’fer (Muhammed el-Bakır) dedi ki: (Kişi) zina ve hırsızlık yaptığında, İman’dan İslam’a çıkar ve (lakin) İslam’dan Allah’a küfre çıkmaz”

İshak bin Rahuye, el-Musned 418

إذا زنى نزع منه نور الإيمان

İbn Abbas (رضي الله عنهما) dedi ki:

“(Kişi) Zina yaptığında, ondan imanın nuru çıkar”

Ta’zimu Kadr’is-Salat 1.cilt syf 503

İlim ehli bu hadis hususunda iki kavle gitmiştir.

Onlardan bir taife İman ve İslam’ın arasını ayırmış, ‘bu kimse İman’dan çıkar, İslam’dan çıkmaz’ demişlerdir. Buna da Hucurat 14 ayetini ve bazı hadisleri delil almışlardır.

İkinci taife bunların kişiyi İslam’dan çıkarmayan bir küfür olduğunu söylemişlerdir. Ya’ni bu taife bu fiili kufrun dune kufur babından olduğunu söylemişlerdir. Onlar bunun amel cihetiyle küfür olduğunu söylemişlerdir.

Ta’zimu Kadr’is-Salat 2.cilt syf 487-520

İmam Ahmed bu hadisi ma’siyetlerle İman’ın nakıslamasına örnek olarak vermiştir.

Hallal, es-Sunne 3.cilt syf 592

Bununla beraber zina eden mu’min değilse, nedir ? Ebedi ateşe girecekse, nedir ? Bu sözün anlamı açıkça kafir olduğudur.

Peki İslam hukukunda müslüman küfür işleyip irtidad ederse, onun cezası nedir ?

Biz Allah’ın kitabına ve Rasulü’nün sünnetine baktığımızda, zina eden kimse bekarsa, yüz celde (Nur 2) ve bir yıl sürgüne göndermek (sahih, el-Buhari 7260) olduğunu görüyoruz. Halbuki İslam dininden irtidad eden kimsenin cezası, ancak onun öldürülmesidir.

والذي لا إله غيره لا يحل دم رجل مسلم يشهد أن لا إله إلا الله وأني رسول الله إلا ثلاثة نفر التارك الإسلام المفارق للجماعة والثيب الزاني والنفس بالنفس

Allah Rasulü (عليه الصلاة والسلام) dedi ki:

“Kendisinden gayrı ilah olmayana yemin ederim ki ! Allah’tan başka ilah olmadığına ve Benim Allah’ın Rasulü olduğuma şahadet eden müslüman bir adamın kanı, (şu) üç kişi (şey) müstesna, helal olmaz ; İslam’ı terkedip cemaati ayıran, evliyken zina eden ve nefse karşı nefs (kısas)”

Muslim, es-Sahih 1676

Görüldüğü üzere Allah Rasulü dinini terkedenin kanının helal olduğunu söylemiştir. Eğer zina eden mu’min değil (kafirse), onun cezası ancak öldürülmesidir.

Bu kadarı bu taifenin cehaletini göstermek için kafidir.

Bu taifenin sözleri ile sözlenen samimi kimselere nasihatim, bu cahil kavmin sözlerini terketmeleridir. Bu topluluk ‘Biz vahye ittiba ediyoruz, biz alimleri rab edinmiyoruz’ gibi süslü sözler ile insanları Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Halbuki bu kimselerin vahye tabi olmak gibi bir durumları da söz konusu değildir. Nitekim bunlar oturup vahye bakarak bu mezhebi edinmediler, birilerinden bu mezhebi taklit ettiler. Rabbim bu nasihatimi onlara faydalı kılsın.

Şura’nın Babası Mes’ud