Müslümanlar aleyhinde kafirlere yardım etmek hususunda bir kaç husus vardır.
Evvela bu fiil mutlak olarak kişiyi din dairesinden çıkarmaz. Bunun bir kaç hali vardır. Bazı hallerde küfür, bazı hallerde ise büyük cürümlerdendir.
Kafirleri din hususunda veli edinmek/tam bir veli edinmek. Bu ilim ehlinin icmasıyla kişiyi din dairesinden çıkarır. Bu kişi ümmetin icmasıyla kafir olur, ona mürted kimselere icra edilen ahkam icra edilir.
لا تتخذوا أيها المؤمنون الكفار ظهراً وأنصارا توالونهم على دينِهم وتظاهرونهم على المسلمين من دون المؤمنين وتدلونهم على عوراتهم فإنه من يفعل ذلك فليس من الله في شيء يعني بذلك فقد برئ من الله وبرئ الله منه بارتداده عن دينه ودخوله في الكفر
İbn Cerir (رحمه الله) dedi ki: “Ey müminler! Kafirleri kendinize arka, yardımcı ve destekçi edinmeyin. Onları dinleri üzerine dost edinip Müslümanlara karşı onları desteklemeyin. Müslümanları bırakıp onlara yardım etmeyin. Müslümanların gizli hallerini ve açıklarını onlara göstermeyin. Kim bunu yaparsa, onun Allah ile hiçbir bağı kalmaz. Bunun anlamı şudur ki: bu kimse dinden dönüp küfre girdiği için, Allah ondan beri olmuş, o da ondan beri olmuştur” Cami’ul-Beyan 5.cilt syf 315
Kafirleri din husunda veli edinmenin/tam muvalat yapmanın manası şudur:
Onların dinlerine rıza göstermek, yollarının doğru olduğuna inanmak, küfrün İslam üzerine galib gelmesine sevinmek dini tan etmek vb.
Bu kimsenin mürted olduğu hususunda bir tartışma söz konusu değildir, bu kimse kafirdir.
Din dışında Müslümanlar aleyhinde kafirleri veli edinmenin ise bir kaç hali vardır. Müslümanlar aleyhinde kafirlere onların bilgilerini ve gizli hallerini aktararak/casusuluk yaparak yardım etmek. Bu fiil ilim ehlinin genelinin yanında sahibini dinden çıkarmaz, bu hususta muteber bir hilaf bilinmemektedir.
قيل للشافعي أرأيت المسلم يكتب إلى المشركين من أهل الحرب بأن المسلمين يريدون غزوهم أو بالعورة من عوراتهم هل يحل ذلك دمه ويكون في ذلك دلالة على ممالأة المشركين؟ قال الشافعي – رحمه الله تعالى – لا يحل دم من ثبتت له حرمة الإسلام إلا أن يقتل أو يزني بعد إحصان أو يكفر كفرا بينا بعد إيمان ثم يثبت على الكفر وليس الدلالة على عورة مسلم ولا تأييد كافر بأن يحذر أن المسلمين يريدون منه غرة ليحذرها أو يتقدم في نكاية المسلمين بكفر بين
Rebi bin Suleyman (رحمه الله) dedi ki: “Şafii’ye “Bir müslümanın harb ehli müşriklere ‘Müslümanlar sizinle savaşacaklar’ diye mektup yazmasından ya da müslümanların gizli bir açığını onlara (müşriklere) bildirmesinden dolayı, bu kimsenin kanı helal olur mu? Bu yaptığı (müslümanlar aleyhinde) müşriklere yardım ettiğine delalet eder mi?” denildi. Şafi’i -Allah ona merhamet etsin- dedi ki: İslamın hürmeti sabit olan kimsenin kanı helal olmaz, bir kimseyi (müslümanı) öldürmesi, evliyken zina etmesi ya da imandan sonra açık bir küfürle kafir olup (irtidad edip), sonra da küfürde sebat etmesi (tevbe etmemesi) müstesna. Ne müslümanların bir açığını düşmana bildirmesi ne kafirleri ‘Müslümanlar size ani baskın yapmak istiyorlar’ diye uyararak desteklemesi ne de Müslümanlara verilen zararda öncülük etmesi, açık bir küfür değildir” el-Umm 4.cilt syf 264 İbn Teymiyye ve İbn’ul-Kayyım’da böyle söylemiştir. el-İman’ul-Evsat 1.cilt syf 403 Zad’ul-Mead 3.cilt syf 341
Nakilleri çoğaltıp uzatmak istemiyorum, bu konuda hangi kitaptan bakarsanız bakın, bunu Hatıp bin Ebi Belta kıssası üzerinden alimlerin söylediklerini göreceksinizdir. Zaten bu hususta müstakil bir risale yazmıştım, oraya müracaat edebilirsiniz.
Onları savaş halinde nefsi desteklemek/asker olmak hususunda iki kavil olmak üzere hilaf edilmiştir.
1. Bu küfürdür. Bunu yapan kimsenin küfrüne hükmedilir. Tabi şartlar ve engeller kalktıktan sonra. Bu görüş muasır ilim adamlarından bir taifeden sadır olmuştur. Buna da bir takım alim ve müfessirlerin sözlerini delil almışlardır. Delil aldıkları kişilerden biri, İbn Cerir et-Taberi’dir.
فإن من تولاهم ونصرهم على المؤمنين فهو من أهل دينهم وملتهم فإنه لا يتولى متول أحدا إلا وهو به وبدينه وما هو عليه راض وإذا رضيه ورضى دينه فقد عادى ما خالفه وسخطه وصار حكمه حكمه
İbn Cerir (رحمه الله) dedi ki: “Kim onları dost edinir ve müminlere karşı desteklerse, o onların dininden ve milletindendir. Çünkü bir kimse ancak kendisinden, dininden ve üzerinde bulunduğu şeyden razı olduğu kimseyi dost edinir. Bir kimse onun dininden razı olursa, ona muhalif olan şeye de düşman olur ve onu hoş karşılamaz. Böylece onun hükmü de onların hükmü olur” Cami’ul-Beyan 8.cilt syf 508 Hakeza İbn Hazm, Cessas ve emsallerinden de buna dalalet eden kavilleri de almışlardır. İbn Hazm, Muhalla 12.cilt syf 33 Cessas, Ahkam’ul-Kur’an 4.cilt syf 1000 Not: İbn Cerir ve Cessas gibilerin sözlerini farklı anlayanlarda vardır. Hakeza son dönem ilim adamlarından Ahmed Şakir’de bu kavle gitmiş, İngilizlerle en ufak bir iş birliği yapan kimsenin mürted olacağına dair fetva vermiştir.
2. kavil Müslümanlar aleyhinde kafirlere mücerred yardım etmek, onların dinlerinden razı olmadıkça küfür olmaz. Bu alimler casuslukla bunu birbirinden ayırmamıştır. Bunları aynı babdan görmüşlerdir. Çünkü her ikisi de Müslümanlar aleyhinde kafirlere yardım etmektir. Bu kavle giden ilim adamları. Abdurrahman es-Sa’di
فإن كان توليا تاما صار ذلك كفرا مخرجا عن دائرة الإسلام وتحت ذلك من المراتب ما هو غليظ وما هو دون ذلك
Abdurrahman es-Sa’di (رحمه الله) dedi ki: “Eğer tam/eksizsiz bir tevelli (dinlerinde veli edinmek) olursa, bu İslam’dan çıkaran bir küfür olur. Bunun altında ise kimi daha ağır kimi daha hafif (Veli edinmenin) mertebeleri vardır” Tefsir’us-Sa’di 1.cilt syf 856
Abdurrahman es-Sa’di’nin yanında tam tevelli ne demektir?
لأن التولي التام يوجب الانتقال إلى دينهم
“Çünkü tam tevelli (demek), onların dinlerine intikal etmektir” Tefsir’us-Sa’di 1.cilt syf 235 Hakeza son dönem Maliki ülemasından İbn Aşur’da bu kavle gitmiştir.
ومن يتولهم على الولاية الكاملة التي هي الرضى بدينهم والطعن في دين الإسلام ولذلك قال ابن عطية ومن تولاهم بمعتقده ودينه فهو منهم في الكفر والخلود في النار وإما بتأويل قوله فإنه منهم على التشبيه البليغ أي فهو كواحد منهم في استحقاق العذاب قال ابن عطية من تولاهم بأفعاله من العضد ونحوه دون معتقدهم ولا إخلال بالإيمان فهو منهم في المقت والمذمة الواقعة عليهم وهذا الإجمال في قوله فإنه منهم مبالغة في التحذير من موالاتهم في وقت نزول الآية
İbn Aşur (رحمه الله) dedi ki: “Kim onları, dinlerinden razı olmak ve İslam dinine tan etmek anlamına gelen tam bir velayetle veli edinirse, (o ayette zikredilen onlardandır tabirine muhatap olur). Bu sebeple İbn Atiyye şöyle demiştir: ‘Kim onları itikad ve din bakımından veli edinirse, küfür ve cehennemde ebedi kalma bakımından onlardandır’ ya da ‘O da onlardandır’ ifadesi beliğ bir teşbih olarak anlaşılır. Yani (küfürde değil) azabı hak etme bakımından onlardan biri gibidir.
İbn Atiyye dedi ki: ‘Kim onları, onların itikadlarını benimsemeksizin ve imanına zarar verecek bir durum olmaksızın yardım etmek ve benzeri fiillerle veli edinirse, onların uğradığı öfke ve kınamadan pay alma bakımından onlardan olur” Hakeza ‘Bu fiil kişiyi dinden çıkarmasa da, büyük bir sapkınlık olduğunu ve sebeblere göre farklı derecelerinin olduğunu söylemiştir. et-Tahrir ve’t-Tenvir 6.cilt syf 230 Yine İbn’ul-Cevzi’de bu kavle gitmiştir.
من يتولهم في الدين فإنه منهم في الكفر
“Kim onları din hususunda veli edinirse, o kimse küfür hususunda onlardandır” Zad’ul-Mesir, fi İlm’it-Tefsir 1.cilt syf 558 Maverdi’de bu kavle gitmiştir.
موالاتهم في الدين فإنه منهم في حكم الكفر وهذا قول ابن عباس
“(Onları veli edinmek) Din hususunda onları veli edinmektir. Bu kimse küfür hususunda onların hükmünde onlardandır. Bu, İbn Abbas’ın sözüdür” en-Nuketu ve’l-Uyun 2.cilt syf 46 Ebu Hayyan el-Endulisi’de ‘Din hususunda onları veli edinirse kafir olur’ demiş ve İbn Abbas’ında böyle söylediğini aktarmıştır.
el-Bahr’ul-Muhit fi’t-Tefsir 4.cilt syf 291 Yine şöyle söylemiştir;
ومن تولاهم بأفعاله دون معتقده ولا اختلاف بإيمان لهو منهم في المقت والمذمة ومن تولاهم في المعتقد فهو منهم في الكفر
“Kim onları itikad olmaksızın ve imanını bozmaksızın sadece fiillerinde veli edinirse, o kimse öfke ve kınamada onlardandır. Kim de onları itikadında veli edinirse, o kimse küfürde onlardandır” el-Bahr’ul-Muhit, fi’t-Tefsir 4.cilt syf 292 Kurtubi’de İbn Abbas’tan böyle nakletmiştir.
هو مشرك مثلهم لأن من رضي بالشرك فهو مشرك
“(Onları veli edinen) Onlar gibi müşriktir. Çünkü kim şirkten razı olursa, o müşriktir” el-Cami’, li Ahkam’il-Kur’an 8.cilt syf 94 Hakeza Necd ehlinden her iki taifenin sözlerine delalet edecek ibareler gelmiştir. Bu sebeble bir tarafı zikredip diğerini zikretmemek için onlara değinmeyeceğim. ikinci görüş sahipleri ilim ehlinin hilafsız bir şekilde casusluğu küfür saymamasını da buna karine yapmışlardır. Çünkü casusluk yapmak fiili de, Müslümanların aleyhinde kafirlere yardım etmektir. Bunları birbirinden ayıracak bir karine de yoktur. Sonuç: bu fiilin tek bir vechi yoktur. Yukarda zikrettiğim gibi, birden fazla vechi vardır. Kimi vecih icma ile küfürdür, kimi hilafsız küfür değildir, kiminde ise küfür olup olmadığında hilaf vardır.
Allah en doğrusunu bilendir.
Şura’nın Babası Mes’ud

