Ahmed bin Hanbel’in Mihne olaylarında ortaya koyduğu mücadele, o zamanın alimi ve abidi tarafından da tam olarak anlaşılabilmiş değildi. (Herkes için olmasa da genel anlamda böyleydi)

Ama bir anlayan vardı ki ayyaş olmasına rağmen büyük imam ona sürekli dua ederdi. Olayı Ahmed bin Hanbel’in oğlu şöyle anlatır:

Babam zindandan çıktıktan sonra sürekli bir sarhoş için dua edip duruyordu.
Sordum:

-Baba kimdir bu adam?

-Niye bir sarhoş için dua ediyorsun?

Babam dedi ki:

“Evladım!
İşkence günlerimde Allah beni bir sarhoş ile destekledi ve dayanma gücü verdi.
Ellerim, ayaklarım zincirli, hücremden kırbaçlanmaya götürülürken birisi eteğimden çekti.
Baktım, yere yıkılmış sarhoş bir mahkûm.

O:

  • Bana bak İmam!
    Ben bu beldenin en büyük ayyaşıyım.
    İçki ve günah uğrunda tam 18 bin kırbaç yedim, inat ettim yine de bu batıl davamdan dönmedim. Sen ise Müslümanların imamısın. Sakın ola kırbaç yediğinde hak davandan ve söylediklerinden vazgeçmeyesin, dedi.

Evladım! Nice âlim dostlarım bana:

  • ‘Vazgeçtim’ de kurtul, derken o sarhoş bana direnmemi ve mücadele etmemi nasihat etti. İşkence altında o sarhoşun sözleri beni dimdik tuttu.

Allah ondan razı olsun, ona hidayet versin!”

Bu anektod gibidir mücadele…
Bazen kelli felliler anlamaz seni de hiç birşeyden anlamaz dedin bir kişi anlar.

Zor gününde çekilir o iyi gününde sana alkış tutanlar, sonra geriye günahından sana dik bakamayanlar yar olur, yoldaş olur.
Belki anlamaz seni, zorlanır anlamakta ama zorlanmadığı birşey vardır ki o da yüreğini yanına bedenini taşın altına koymaktır.

Anlarsın ki zor günler asıl yiğitleri bileyip öne çıkarmak için vardır.

Abdullatif Mermer