Bismillâhirrahmânirrahîm

Elhamdülillâh, vessalâtü vesselâmü alâ Resûlillâh

Rabbimizin namazı İslam’ın 2. Şartı olarak belirlemesi Müslümanların namazı en az Tevhid kadar önemsemesini gerekli kılar.

Allah Subhanehu ve Teala, Rasulullah aleyhisselamı vahyin daveti ile gönderdiğinde insanlar zekatla sorumlu değillerdi. Kadınlar başlarını örtmekle sorumlu değillerdi. Bu emirler Medine döneminde Müslümanların muhatap olduğu emirler oldu.

Neden İslam bunları sorumlu kılmadı da namazı zorunlu kıldı?

Demek ki namazın Tevhid kadar önemi var.

Rabbimiz dileseydi namazı yatmadan önce sadece bir kere bizlere bunu farz kılabilirdi. Ama bakıyoruz ki Rabbimiz günün başlangıcında, günün ortasında, günün bitimine doğru, günün bitiminde ve uyumadan önce bizden namaz istiyor.

Rasulullah aleyhisselam: “Dostum Cebrail bana tavsiye etti: Kuşluk namazı, ayda 3 gün oruç tutmak ve gece vitr namazı.”

Dikkatleri çeken şey şudur: 3 tane tavsiye var ve bu tavsiyelerin başı ve sonu namaz!

Kişinin Allah’a en yakın olduğu yer, secde anıdır. Yani yine namaz…

İşte bakıyoruz ki Rabbimiz kulunu namaza davet ve teşvik ediyor. Bununla birlikte Müslümanların en gevşek tuttuğu ibadet yine namazdır.

Rasulullah aleyhisselam namazı dinin direği olarak ifade ediyor. Şimdi etrafımızdaki direkleri çeksek ne olur? Bu bina çökmeye mahkum olur. İnsanında şehadetinin ayakta durabilmesi için namaz gereklidir.

Müslümanlar önce Mescidi Aksa’ya yönelirken Rabbimiz sonra Kâbe’ye yönelmelerini istedi. İnsanlar tedirgin oldular.

“Acaba daha önceki kılmış olduğumuz namaz ne duruma düştü?” dediler.

Rabbimiz onlara şu şekilde cevap verdi: “Allah onların imanlarını zayi edecek değildir.”

Allah, namaza iman dedi. İman ve namaz arasında köklü bir ilişki kurdu.

Namazın günde 5 kere farz olmasının sebebi: Gün içerisinde tevhidimizi 5 kere tazelememizdir.

‘Ya Rabbi Seninleyim, Ya Rabbi Sana bağlıyım, Ya Rabbi Sana geldim, Senin davetine cevapsız asla kalmam’ demektir.

Müslümanların en büyük güçleri Rablerinden, Rablerine olan bağlılığından gelir.

Said Havva (rh): “Gözlemledik ki belli bir dine bağlı olan ve o dinin ritüellerini yerine getirmede hassas olanlar diğerlerinden daha güçlü ve dayanıklılardır. Batıl bir din üzerinde böyle bir şey tespit edildiyse hak din olan İslam’a gönül vermiş ve onun ibadetlerini yerine getiren kişi nasıl olur?” diyor.

 Müslümanların bugün zayıflıklarının arka planında işte bu var: Allah ile olan bağın zayıflaması

Allah ile olan bağın zayıflığının bir sebebi de elbette namaz!

Namaz bizim Allah ile olan bağımız ve buluşmamız, motivasyon kaynağımızdır.

Bir araba düşünün benzini bittiğinde bir benzin istasyonuna gidip benzin alması gereklidir. İnsanda bir seyahatte ve o da yakıta ihtiyaç duyuyor. İşte o yakıtı günde 5 kere aldığı istasyonun ismidir namaz.

Bu dinin söylemi şehadet ise eylemi namazdır.

Dille şehadet getiriyoruz ama iman ettiğimizi söylemekle beraber O’nun huzuruna gitmeye, secde etmeye söylediğimiz şehadet bizi yönlendirmiyor ise orada bir sıkıntı vardır.

İslam bizden söylediğimizi ispat etmemizi ister. Şehadetin günlük hayatta en büyük ispatı namazdır.

Biz, günlük hayatta bir insanın namaz ile irtibatını güçlü görürsek o insanın şehadetine bağlı olduğunu düşünürüz, düşünmeliyiz.

Allah Subhanehu ve Teala Müslümanların, iman edenlerin namaz kıldığını ifade etmek için “yuki’mune” ifadesini kullanır.

Kame: Ayağa kaldırmak demektir. Kişinin imanını, hayatını, inancını ayağa kaldıracak şey namazdır.

İnsanın hayatının direği namazsa, namazı ayakta ise o namaz onun birçok hareketine müdahale eder.

Allah münafıkların namazından bahsederken “Onlar namaz kılar” buyuruyor. İman edenler için kaldırmak, iman ediyor gibi gözükenler için kılmak anlamında ifadeler kullanıyor. Neden?

Çünkü namaz iman edenleri ayağa kaldırır. Onların hayatını, inancını, imanını…

Sevgi ispat ister mi? Bir insan düşünün sizi sevdiğini söylüyor ama sizi görmek için elindeki fırsatı değerlendirmiyor, sizinle beraber olmak için çabalamıyor. Bu kişi sizi sevdiğini söyleyince ona ne dersiniz?

Bizler Allah’ı sevdiğimizi, O’na inandığımızı söylüyoruz. Seni 5 kere huzuruna çağıran Rabbine icabet etmeyerek nasıl O’nu sevdiğini söyleyeceksin?

İşte namaz Allah’ı sevdiğimizin göstergesi ve ispatıdır. Namaz Allah ile olan muhabbetimizin ne kadar olduğunu bizlere gösterir.

Çünkü namaz Allah ile olan buluşma ve O’nu övmektir.

Ebû Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in şöyle söylediğini işittim:

“Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Namazı (Fatiha’yı) kulumla kendi aramda yarı yarıya paylaştım ve kulum dilediğini alacaktır.

Kul, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” deyince Yüce Allah, “Kulum bana hamdetti” diye buyurur.

Kul “er-Rahmân er-Rahîm” deyince Allah, “Kulum beni övdü” der.

“Ceza gününün tek sahibi” deyince “Kulum benim yüceliğimi dile getirdi” der.

“Ancak sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz” deyince “Bu, kulumla benim aramda ortak olan kısımdır ve istediği kulumun olacaktır” diye buyurur.

Kul “Bizi dosdoğru yola ilet; nimetine erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların yoluna da, doğrudan sapmışların yoluna da değil!” deyince Allah, “İşte bu, yalnızca kuluma aittir ve kuluma istediği verilecektir” diye buyurur.”

Bu hadiste neyi görüyoruz: Namazda Allah ile konuşuyorsun.

Bu bilinç ile namazı eda edersen, bu bilinç ile Allah’ın huzuruna gidersen o namaz seni diriltmez mi? Ayağa kaldırmaz mı? Seni adam yapmaz mı?

Allah’ı seviyorsak bizim O’nunla konuşmak için bahane aramamız, fırsat kollamamız gerekiyor. “Çok sıkıldım, gideyim Rabbim ile konuşayım.” Dememiz gerekli.

“Ben konuşacağım Rabbim de benim konuşmalarıma icabet edecek” böyle bir ortamı insan arzu etmiyorsa nasıl Allah’ı sevdiğini söyleyecek?

Namazın en önemli konumundan bir tanesi de şudur:

Rasulullah aleyhisselam, Allah Subhanehu ve Teala’nın bir insanın açıktan aleni olarak işlemiş olduğu günahlar müstesna hem 5 vakit namazın kendi arasında hem de iki Cuma namazının kendi arasında işlenen günahlara keffaret olduğunu söylüyor.

Hatta Allah Rasulü aleyhisselam: “Bir kişinin kapısının önünden bir nehir geçiyor olsa ve günde 5 kere bu nehirden yıkansa o kişide kir kalır mı?” buyuruyor. İşte namaz insanların günahlarını temizleme noktasında özel bir pozisyona sahiptir.

Peki, namaz neden günahları temizlemede özel bir yere sahiptir ve 5 kerdir?

Bir psikoloğa gittiğinizi düşünün. Ona, ruh halinizin iyi olmadığını ve yaşadıklarınızın sizin sırtınızı kamburlaştırdığını söyleyin. Size ilk tavsiyeleri ne olur?

“Geçmişe takılı kalma”

“Anı yaşa”

Eğer insan geçmiş günahlarına takılı kalır ve onlarla boğuşursa anı yaşayamaz. Geleceğini inşa edemez. İşte Rabbimiz namaz ile geçmişi sildiğini söylüyor ve düşünmememizi istiyor.

Namazın psikolojik hikmetini görüyor musunuz?

Sen güne odaklan, geçmişe takılı kalma diyor.

Rabbimiz bu dinde namaz gibi berrak bir pınar oluşturdu ve iman edenlerinde o pınara girmesini zorunlu kıldı.

Müslümanların geleceği görebilmesi için geçmişe takılı kalmamaları gerekir ama bu geçmişten dersler çıkarmamak demek değildir. Geçmişteki hataları elbette düşünüp dersler çıkarmalıyız. Çünkü tarihten ibret almayanlar için tarih tekerrür eder. Aynı hataları yapmamak için geçmişin hatalarını heybene koyman ve arkaya takılmadan önüne bakman gerekir.

Bu konuda bize yön veren bir hadisi aktaralım:

Sahabenin biri, bir hurmalık bahçesinde bir kadınla vakit geçiriyor. (Zina yapmıyor.) Allah Rasulü aleyhisselama gelip had cezası uygulanmasını istiyor. Allah Rasulü aleyhisselam cevap vermiyor. Ezan okunuyor, namaz kılınıyor. Adam Rasulullah’ın yanına tekrar geliyor ve “Ya Rasulullah, ben sizden had cezası istemiştim.” Diyor. Rasulullah aleyhisselam:

“Buraya gelmeden güzelce abdest aldın mı ?”

“Evet ya Rasulullah!”

“Bizimle beraber namaza durdun mu?”

“Evet ya Rasulullah!”

“O geçmiş günahları siler!”

Rasulullah aleyhisselam, geçmişe odaklanma diyor. Pişmanlığını yaşıyor musun? Evet, ise o zaman önüne bak ve geçmişe takılma!

Rasulullah aleyhisselamın asıl burada ölçtüğü şey başkaydı. O soruları sorma sebebi o işlediği günah onun namazını sekteye uğrattı mı uğratmadı mı, bunu öğrenmekti.

O günah sahabenin namazını sekteye uğratmamıştı, önemli olan da buydu. İman hala zirvedeydi!

Rasulullah aleyhisselam: “Müslüman ile kâfiri ayıran tek fark namazdır” buyuruyor.

Kişinin iman üzere mi küfür üzere mi olduğunu görünüşteki ameller üzerinden tespit etmek istersen en belirgin mihenk taşı namazdır.

Yine Allah Rasulü aleyhisselam insanların kendi aralarında konuşmalarını duyuyor: İki kişi kırk gün arayla vefat etmiş ve ilk ölenin 2. Ölenden daha faziletli olduğu konuşuluyordu. Allah Rasulü aleyhisselam:

“2. Ölen Müslüman değil miydi?”

“Evet ya Rasulullah!”

“40 gün sonra mı öldü?”

“Evet ya Rasulullah!”

“O 40 gün ilk ölenden daha çok namaz kıldı” diyor.

Yani o daha fazla namaz kıldığı için daha faziletlidir diyor.

Buradan 2 sonuç çıkar:

1- Faziletteki ölçü, namazdır.

2- Allah Rasulü aleyhisselamın ilk sorusu “Namaz kılıyor muydu?” Değildir. İlk sorusu “Müslüman mıydı?” sorusudur.

Müslüman ise zaten namaz kılıyordur! Bir Müslümanın namaz kılmaması hayal dahi edilmez!

Burada akıllarımızı bir soru işgal ediyor: Namazın terki insanı kafir yapar mı?

Hanefi, Şafi, Maliki mezheplerine göre namazın terki inkar olmaksızın kafir yapmaz. Ahmed b. Hanbel’e göre ister inkar etsin ister etmesin 1 vakit namazın kaybı insanı kafir yapar.

Bir imamın bile böyle bir görüşü varsa insanın korkamsı ve ürpermesi gerekir. Ya Ahmet b. Hanbel isabet etti ise?

Asrı saadetin münafıkları bile namaz kılıyordu. Niye?

Çünkü bir Müslüman namazsız düşünülemiyordu. Onlar kendilerini Müslüman gibi göstermek istediler ve biliyorlardı ki namaz kılmak zorundalardı.

Namazdan kopan bir kalp Allah’tan da kopar.

Allah imanımızın Allah ile kalabilmesi için imanımızın devamlılığını namaz ile sağladı.

Günde 5 vakit istikrarlı bir şekilde imanımızın devamlılığını sağlıyoruz.

Namaz insanı aleni işlenen haramlardan, fücurlardan da alıkoyuyor.

Bataklığa düşmüş bir insan namaz kılıyorsa o namaz onu orada biiznillah çıkarır.

Günahkâr birini gördüğünüzde bunun namazı 5 para etmez diye sakın demeyin! Çünkü Allah Rasulü: “Eğer namaz kılıyorsa bu onu o bataklıktan çıkarır” buyuruyor.

Sürekli olarak Allah’ın huzurunda olmak ve o bağı sağlam tutmak, içinde bulunduğun günahtan ötürü kalbe sancı verir ve uzaklaşmasını sağlar biiznillah.

Namazın diğer özelliği de namazın şükür olmasıdır. Kişi namazı ile Rabbine fiili olarak şükreder. Şükrün temel özelliği nedir?

Kendisine ikramda bulunan birine teşekkür etmeyi bilmeyen kişi vefasız olur ve ondan hayır gelmez.

Allah’a vefasız olan insanlara karşı hayli hayli vefasızdır. İşte namaz insana vefayı öğretir.

Namazın insanı canlandırabilmesi ve kalbini diriltebilmesi için gerekli olan şeyler vardır:

1- Ezan okunduğu zaman dinlemek ve ezan duası yapmak

2- Namazdan sonra tesbihat yapmak

Rasulullah aleyhisselam buyuryor ki: “Her namazdan sonra kim 33 defa sübhânallah, 33 defa elhamdülillâh, 33 defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de “lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” derse, günahları deniz köpüğü kadar olsa bile affedilir.”

3- Namazdan sonra dua etmek, istek ve arzuda bulunmak

Bu hadislerden anlıyoruz ki namazda gevşeklik ve tembellik olmamalıdır. Eğer namazda bir gevşeklik baş göstermiş ise muhakkak daha önce İslam’ın ve imanın diğer alanlarında bir gevşeklik baş göstermiştir.

Çünkü en son gevşeklik baş gösteren ibadet namazdır!

Velhamdulillahi Rabbil Alemin

(15.01.2020 Tarihli, Namazı Bu Açıdan Hiç Dinlediniz mi ? Dersinin Notlarıdır)

Abdullatif MERMER